Abdurrahman ZEYNEL


2026 ERZURUMDA BİR OCAK SABAHI

Bir kar ve soğuk esir almış coğrafyayı. Etraf kar. Yollar kar. Soğuk mu dediniz erken saatlerde eksi 20 civarı. Hava kapalı ve bulutlu.


İşte Ezanı Muhammediye okunmaya başladı. Minarelerden yayılan ses dalgaları binaların duvarlarına çarpıp gökyüzüne yükseliyor. Bekliyorum evlerde acaba lambalar yanacak buyur Allahım Buyur diyecek müminleri bekliyorum.


Abdestimi alıp Gez camisine doğru hızlı adımlarla yürümeye başladığımda soğuk iliklerime işliyor. Karda ayaklarımın çıkardığı sesten başka bir ses yok. Tam Yahya Kemalin Sessiz Gemi şiirinde olduğu gibi.


Camiye adım attığımda yaşları 60, 70 ve daha üzeri olan cami cemaatiyle karşılaşıyorum. Derken Sabah namazı eda edilip eller semaya açılıyor. Ve Fatiha ile biten vazifeden sonra artık sora boş caddelerde yürümeye gelişiyor.
Karşımda 1925 yılında yapılmış Vali Konağı bütün heybetiyle duruyor. 

Az ileride 1904 yılında yapılan Erzurum Numune Hastahanesinin taşları insanı mest ediyor. Yine 1900’lerde inşa edilen 1926 yılında restore edilen Nene Hatun Kız Lisesi binası ve bitişiğinde 1925 yılında yapımına başlanan 1936 yılında Mareşal Çakmak Hastahanesi olarak 2015 yılına kadar hizmet veren o güzelim bina. 


1936 yılında Lepra ve Frengi Hastahanesi olarak yapılan 1939 yılında hizmete açılan bina. Sonrası Sağlık İl Müdürlük binası. İşte 1930-39 yılları arasında inşa edilen Erzurum Lisesi binası ve karşısında 1869 yılında inşa edilen Erzurum Askeri İdadi Binası..


Karşımda Cumhuriyet Meydanı.. Havuz Başı. Karşısında 9. Kolordu binası. Tam Karşıda Tümen Binası ve 1913 yılında bizleri üzen yıkım sonrasında ucube haline gelen Halk Eğitim binasının yeri.


1939 yılında biten Tekel Binası ve karşısında bugün olmayan PTT Binası Hemen yanında Eski Ordu Evi şimdiki Polis Evi binası Yanında bugün Fil Geçti Köprüsünün yerinde olan Kültür Kurumu İlkokul binası yanında Karakullukçu Değirmeni ve mezarlığı Tam yol üzerinde bugün olmayan Cennetzade Medresesi ve yanındaki konakları..


Dadaş Sineması veya Cumhuriyet Sineması Karşısında bugün olmayan Morgov Kışlası, Astsubaya Gazinosu ve arkada Yakutiye Medresesi Sessiz ve sakin yeni bir günü karşılayacak gibi..


Lalapaşa Cami ve karşısında Müstahkem Mevki Komutanlık binası ve eski Hükümet konağı.. Etraf sessiz ve skin derken Caferiye camii ve Cimcime Hatun kümbeti ve Tarihi Ulu Cami.. Erzurum Kalesi tarihe meydan okuyan kartal yuvası.


Bir zamanlar hayatın en canlı aktığı yer. Tebrizkapı.. İncin top oynuyor. Narmanlı cami öğlede kılınacak yeni cenazeleri bekliyor. 
İşte Kuyumcular çarşısı.. Boş yollarda hiç kimsenin ayak izi yok. Şabakhane çeşmesi sularını gürül gürül akıtırken o eski zamanlarda abdestlerini alan müminlerini beklemekte.


Tahtacılar caddesi insana neler neler hatırlatıyor. İttihat Terakki Hanı mahzun ve yok olmuş. Karşımda Habip Baba Türbesi. Aslında Timurtaş Paşa Türbesi. 


Yürümeye devam ederken Hacılar hanı o muhteşem günlerini bekliyor. Artık saat sekiz olmuş ama Gürcükapı ve çevresinde tam bir sükûnet var. Ayak seslerimden başka ses yok. Ve 1606 Erzurum Halkı ile Yeniçeriler arasında çıkan kavga sonucu yapılan Zağaracı Ali Ağa Camii muhteşem.


Bir zamanlar Un Meydanı olarak bilinen yer. Trafiğin gündüz saatlerinde yoğun olduğu Erzurumun tam merkezi. Motorlu araçlar yeni harekete başlamış ve saat sekiz otuz civarı. Sokaklar boş, sessiz ve henüz dükkânlar açılmamış hareket yok.


Ve bugün olmayan Pelit Meydanını geçerek Verem Savaş binasına ulaşıyorum. Burası 1903 yılında Şerif Efendi tarafından Millet Bahçesi olarak düzenlenmişti.


Evet, bu kadar yol yürüdüm hiç kimseyle selamlaşmadım. Sadece çeşmelerden akan su sesi ve yuvalarından çıkan kargaların çıkardığı sesler eşliğinde iliklerime kadar üşümüş olarak evime varıyorum.


1 Ocak 2026 ERZURUM

YAZARLAR