Yaşadığımız çağın en büyük sorunlarından birisi gösteren ile gösterilen anlayan ile anlatılan arasındaki ilişki, arasındaki bağ olmalı… Modern çağdan başlayarak üretim çarkının başında bulunanlar, yönetim erkini elinde bulunduranlar, yeri geldiğinde, politika arenasında halk yığınlarını arkalarında tutabilmek . sıradan insan kafasını allak pullak olur duruma getirdi. Akla karayı, gerçekle yalanı ve uydurulanı birbirinden ayırmak iyice zorlaştı.
Dün Cumhuriyetimizin kurucusu, Kurtuluş Savaşımızın önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü 87. Ölüm yıldönümünde gerçekten de coşkun duygularla, deyim yerindeyse olanca yürek zenginliğimizle, içtenlikle andık. Saat 09.05 olduğunda birçok yerde hayat neredeyse durdu. Anıtkabir’den Dolmabahçe’ye, Kadıköy Ankara caddelerine,İzmir'in denizi den sahiline büyüğünden, küçüğüne inşaat şantiyelerine, bir millet esas duruşa geçmiş, atasını saygıyla anıyordu.
Görünüşte bu saygı duruşu ve anmaya katılanların bir kısmının kafasının içinden neler geçtiğini ise tahmin edebilmek hiç zor değil. Bir milletin yediden yetmişe, yıldan yıla kurtarıcısına olan çoğalan sevgisi aslında onun ilkelerini ve anısını yok etmeye uğraşanları da o anma kalabalığına, o saygı görünüşüne katılmak zorunda bıraktı.
Ülkeyi Orta Doğu ve Orta Çağ karanlığına sürüklemek için ellerinden geleni esirgemeyen, ABD politikalarının bölgedeki yürütücüsü durumunda görünen birilerinin Atatürk sevgisi ne kadar gerçekçidir, ne kadar inandırıcıdır?
Bugün siyasetle yargının iç içe girdiği bir ülke Cumhuriyet’e ve Atatürk’e diş bileyenlerin günümüze uzanmış temsilcileri, bugün .
“Hayatta En Hakiki murşit, ilimdir” diyen ve ülkeyi bu öngörü doğrultusunda değişikliklerle farklı bir çağa taşımaya çalışan bir devrimciye saygı duyuyor görünenlerin, göreve getirdiği ve yıllarca görevde tuttuğu, Cumhuriyet olanakları ve lüks makam araçlarıyla Atatürk'ün düşünceleri ve Cumhuriyet’in “Laiklik” ilkesiyle ne kadar bağdaşmaktadır?
Bir yandan Kurtuluş Savaşı yıllarında emperyalist güçlerle ve işgalcilerle işbirliği savunurken bir yandan Atatürk’e karşı saygı duyuyormuş gibi görünmek
Görünenin arkasındakileri iyi sorgulamak, tarihimizi yeniden, iyice gözden geçirmek, o günkü koşullardaki emperyalizme karşı ilk büyük savaşını vermiş ve onurlu bir Cumhuriyet kurmuş Türkiye’de, emperyalist politikaları izliyor olmanın hünermiş gibi sunulması ve böyle bir yolu tutturduğu çok açık olanların alkışlanması, yaşamı bilinçle kavramış herkesin içini yakıyor ,
Selam olsun Atasına canı gönülden bir sevgiyle saygı duruşunda bulunan halkımıza; selam olsun bu koca millete… Selam olsun Kars’taki o inşaat işçilerine.
Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti korumak bir borç Atatürk sevgisi ise yürektir, aşktır, varlıktır var olmaktır. Nice 10 Kasım'larda onu anacağız,anlatacağız , anlayacağız. Kurduğu Cumhuriyet ve ilkeleri payidar kalacaktır.

