Enver GÜLER

Bir Baba, Bir Anne ve Sonsuz Acı

Bir babanın yüreğini dağlayan en büyük acı, evladına veda etmektir. Serhad’ın ani vefatıyla yıkılan bir aile, dinmeyen bir özlem ve dualarla ayakta kalmaya çalışan anne-babanın tarifsiz acısı… Bu yazı, bir evladın ardından kalan derin sessizliğin ve bitmeyen hasretin ifadesidir.

18.03.2026 19:52:00

Hayat bazen insanı en zayıf yerinden sınar. En çok sevdiğinle, en kıymetlinle, canından bir parça ile… İşte o zaman kelimeler yetmez, zaman durur, dünya anlamını yitirir. Bir babanın evladına veda etmesi, bu dünyadaki en ağır imtihandır.

Serhad’ım…
Ölümün ne acı geldi bize…
Beni yıktın, anneni yıktın yavrum…
Sadece bir evlat değil, bir umut, bir nefes, bir ömür gittin bizden. Evimizin neşesi, soframızın bereketi, gözümüzün nuru sensin ve şimdi yokluğunla sınanıyoruz.

Bir insanın içi bu kadar yanabilir mi? Her köşe seni hatırlatıyor, her anın içinde sen varsın. Sesin kulaklarımızda, gülüşün gözlerimizin önünde… Ama dokunamamak, sarılamamak, “oğlum” diye seslenip cevap alamamak… İşte en büyük acı bu.

Anne yüreği ayrı yanıyor, baba yüreği ayrı…
Annenin gözyaşı dinmiyor, benim içimde fırtınalar kopuyor. Güçlü durmaya çalışsak da, içimizde paramparça olmuş bir hayat var. Seninle kurduğumuz hayaller, yarım kalan cümleler gibi içimizde asılı kaldı.

Derler ki zaman her şeyin ilacıdır…
Ama evlat acısının ilacı yoktur. Bu acı geçmez, sadece insan onunla yaşamayı öğrenir. Her gün biraz daha eksik, her gün biraz daha sessiz olur hayat.

Şimdi tek tesellimiz dualar…
Ellerimizi semaya açıp senin için yakarıyoruz:
Allah’ım, evladımıza rahmet eyle…
Mekânını cennet eyle…
Onu en güzel makamlarla mükâfatlandır…

Serhad’ım…
Sen bu dünyadan gittin ama kalbimizden asla gitmeyeceksin.
Adın her nefeste bizimle yaşayacak.

Biz seni unutmayacağız…
Unutamayacağız…