Atilla SAMAT


GENÇ KIZLARIMIZ PARILTILI BİR TUZAĞIN EŞİĞİNDE Mİ?

Bir anne kalbiyle yazıyorum bu satırları; içim yanıyor, gözlerim yaşarıyor.


O masum yavrularımız, göz bebeğimiz genç kızlarımız, dijital dünyanın büyülü ama zehirli bahçesinde kayboluyor. Instagram’ın, TikTok’un ışıltılı ekranları önlerine seriliyor:

 Pırıltılı markalar, lüks villalar, kusursuz vücutlar, masalsı seyahatler… Sanki bir rüya âlemi. Ama o rüyanın ardında çoğu zaman karanlık bir uçurum yatıyor.


Bu parlak görüntüler genç kızlarımızın ruhunu yavaş yavaş ele geçiriyor. “Ben de böyle bir hayatı hak ediyorum” diye fısıldıyor içlerindeki ses. Ama o hayatın bedeli ne kadar ağır! Ailesinin imkânları yetmeyince, bazıları geri dönüşü olmayan yollara sapıyor. Bir çanta, bir tatil, bir beğeni uğruna masumiyetlerini, gençliklerini, hatta hayallerini feda ediyorlar. O filtreli fotoğrafların altında yatan yalnızlık, pişmanlık ve gözyaşı kimsenin görmediği bir fırtına gibi büyüyor.


Sosyal medya ve tüketim çılgınlığı, genç kızlarımızın özdeğerini paramparça ediyor. Sürekli başkalarıyla yarışmak, “yeterince güzel değilim, yeterince zengin değilim” hissiyle boğuşmak… Bu, ruhlarında derin yaralar açıyor; anksiyete, depresyon, kendine yabancılaşma gibi sessiz fırtınalar koparıyor. Bazı aileler farkında olmadan bu yangına körükle gidiyor: “Kızım en iyisine layık” diyerek, aslında onları daha büyük bir uçuruma itiyor.


Peki biz ebeveynler ne yapıyoruz? Gözlerimizi mi yumuyoruz bu gerçeklere? Hayır, artık uyanma vakti geldi, hatta geçti!
Genç kızlarımıza sosyal medyanın büyüsünü ve tüketim kültürünün tuzaklarını anlatmalıyız. Onlara gerçek güzelliğin filtrelerde değil, kalplerinde olduğunu fısıldamalıyız. Özsaygılarını bir kale gibi güçlendirmeli, ekonomik fırtınalarla baş edebilecekleri sağlam yollar göstermeliyiz. Yargılamadan dinlemeli, koşulsuz sevmeli, empatiyle sarılmalıyız.


Aileler, öğretmenler, toplum olarak el ele verelim. Kızlarımızın hayallerini kanatlandıralım, ama ayaklarını yere sağlam bastıralım. Onlara “Sen olduğun gibi muhteşemsin, değerin bir markada değil, ruhunun zenginliğinde” diyelim. Yanlış yollara sapmadan önce, sevgiyle doğru yönü aydınlatalım.


Haydi sevgili ebeveynler, haydi anneler babalar! Kızlarımızın koruyucu meleği olmaya, onları bu parıltılı tuzağa kaptırmamaya… Çünkü onlar bizim en kıymetli hazinelerimiz, yarınlarımızın umudu, geleceğimizin ışığı. Bir tekini bile kaybetmeye tahammülümüz yok.
Unutmayın: Bir genç kızın gözyaşı, bütün bir toplumun vicdanında yankılanır. 

Onları koruyalım ki, yarınlarımız gerçekten parlak olsun.(Alıntı F.KAYA)
Kalın sağlıcakla
Atilla samat

YAZARLAR