Atalarımızın “Hırsız evden oldu mu, öküz bacadan çıkar” sözü, bugün sadece bireyler için değil, devletler ve iktidarlar için de geçerlidir.
İçten çürüyen her yapı, dışarıdan gelen ilk sert rüzgârda yerle bir olur. Venezuela’da yaşananlar tam olarak budur.
Nicolas Maduro’nun eşiyle birlikte evinden alınması, bir askeri başarıdan çok daha fazlasıdır. Bu, bir devletin fiilen teslim alınmasının ilanıdır.
Ne ordu, ne istihbarat, ne de yıllarca “devrimin kalkanı” diye pazarlanan güvenlik aygıtları tek bir refleks gösterebilmiştir. Çünkü artık ortada korunacak bir meşruiyet kalmamıştır.
Donald Trump’ın açıklamaları ise operasyonun gerçek boyutunu ortaya koymaktadır. “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş bir askeri operasyon” ifadesi, klasik bir müdahalenin değil; istihbarat, psikolojik harp ve içeriden çözülmenin birleştiği bir güç gösterisinin adıdır.
“Hazırdılar ama çok çabuk etkisiz hale getirildiler” sözü, Venezuela ordusunun değil, Venezuela devlet aklının çoktan çöktüğünün itirafıdır.
Uluslararası sistemde artık tanklar değil, sadakatler savaşılıyor. ABD’nin yaptığı şey yalnızca bir lideri almak değildir; bir rejimi itibarsızlaştırmak, müttefiklerine “yalnızsınız” mesajı vermek ve rakiplerine gözdağıdır.
Rusya’ya, Çin’e ve İran’a verilen mesaj nettir: Kâğıt üzerindeki ittifaklar, sahadaki çözülmeyi durduramaz.
Maduro yıllarca halkını açlığa mahkûm ederken, iktidarını korku ve propaganda ile ayakta tutmaya çalıştı.
Ancak unutulan bir gerçek vardı: Aç kalan halk susar ama ihaneti affetmez. Devletin içine yerleşen çıkar ağları, günü geldiğinde ilk kaçanlar olur. İşte hırsız evden oldu ve devlet bacasından indirildi.
Bu olay, “ulusal egemenlik” söylemiyle iktidarını tahkim etmeye çalışan tüm rejimler için bir uyarıdır. Egemenlik, sadece sloganla korunmaz. Halkın rızası yoksa, adalet yoksa, ordu sadece seyirci olur. Üniforma, ideolojiyi değil; kazananı selamlar.
Bugün Maduro gitti. Yarın sırada kim var sorusu, artık sadece Latin Amerika’yı değil, tüm dünyayı ilgilendiriyor. Çünkü yeni dünya düzeninde liderler sandıkta değilse, sahada kaybediyor.
Ve tarih bir kez daha şunu gösterdi:
Devleti soyanlar, en korunaklı saraylarda bile güvende değildir.

