Pasinler Zaferi Öksüz Kalmamalı!
18 Eylül 1048… Türk tarihinin şanlı sayfalarından biri. Erzurum’un Pasinler Ovası’nda kazanılan bu zafer, sadece bir savaş değil, Anadolu’nun Türk yurdu olacağının ilk müjdesiydi. Selçuklu yiğitlerinin kılıç sesleri, aslında bin yıllık bir millet yürüyüşünün başlangıcıydı. Ne var ki, bu büyük zafer ne yazık ki unutulmuş, “öksüz” bırakılmıştır.
Malazgirt Zaferi devletin en üst kademesinde, coşkuyla ve gururla anılırken; Pasinler Zaferi gereken ilgiyi görmemektedir. Oysa Malazgirt’in yolu Pasinler’den geçmiştir. Pasinler olmasaydı, belki Malazgirt de olmayacaktı.
Artık vakit gelmiştir! Pasinler Zaferi de devlet destekli anılmalı, her yıl 18 Eylül’de Pasinler Ovası’nda milletçe bir araya gelinmelidir. Devlet erkanı bu kutlamalarda yerini almalı, Pasinler halkı yalnız bırakılmamalıdır. Çünkü Pasinler, yalnızca Erzurum’un değil, bütün Türk milletinin zaferidir.
Pasinler’i öksüz bırakmak, tarihimize karşı bir vefasızlıktır. Bizim görevimiz, ecdadın kanıyla kazandığı bu zaferi, genç nesillere gururla aktarmaktır. 18 Eylül, tıpkı Malazgirt gibi, devlet törenleriyle ve milletçe coşkuyla yaşatılmalıdır.
Çünkü Pasinler; vatanın tapusuna vurulan ilk mühürdür, Çünkü Pasinler; Türk’ün Anadolu’daki ilk büyük dirilişidir, Ve çünkü Pasinler; asla öksüz kalmamalıdır!
Bugün yapılması gereken; 18 Eylül 1048’i sadece tarih kitaplarının satır aralarında değil, toplumsal hafızada da yaşatmaktır. Pasinler Zaferi anılmalı, Erzurum’un bereketli ovasında her yıl etkinlikler düzenlenmeli, genç nesillere bu şanlı mücadele anlatılmalıdır.
Çünkü tarihine sahip çıkmayan milletler, geleceğini de sağlam inşa edemezler. Unutulmamalıdır ki, Pasinler sadece bir savaş değil, Anadolu’nun Türklere vatan olmasının ilk işaret fişeğidir. Öyleyse gelin, bu “öksüz zaferi” sahiplensek ve 18 Eylül’ü milli bir gurur günü haline getirsek, tarihimize olan vefa borcumuzu ödemiş oluruz.

