Her Pazartesi Kanal D ekranlarında yayınlanan Uzak Şehir dizisi, bu haftaki bölümüyle yine tartışmaların odağına yerleşti.
Tartışmanın merkezinde ise sadece bir sahne değil, ekranlarda giderek “olağan” hâle getirilmeye çalışılan bir anlayış var.
Dizide, çocuk karakter Kuzey Gezer’in bulunduğu bir masada alkol alınması; üstelik bu sahneye başörtülü kadınların da dâhil edilmesi, izleyicilerden büyük tepki topladı.
Burada mesele kimsenin yaşam tarzını yargılamak değil. Mesele, bir çocuğun yanında alkol tüketiminin normalleştirilmesi ve bunun “aile dizisi” formatında sunulmasıdır.
Çocukların korunması gereken bir alan olması gerekirken, ekranlar üzerinden bu sınırların silikleştiğini görüyoruz.
Daha da vahimi, dizinin genel kurgusunda aile ilişkilerinin ahlaki sınırları zorlayan bir şekilde işlenmesi. Kardeşin kardeşin eşiyle ilişkilendirilmesi, amca çocuklarının yine amca kızlarıyla karmaşık ilişkiler içinde gösterilmesi; Türk aile yapısına ve toplumsal değerlerimize yabancı, hatta zarar verici bir tabloyu gözler önüne seriyor.
Bu tür senaryolar, reyting uğruna “şok etkisi” yaratmayı amaçlasa da, uzun vadede aile kavramını aşındırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Televizyon dizileri sadece birer eğlence aracı değildir. Milyonlarca insanın izlediği, çocukların ve gençlerin de maruz kaldığı bu yapımlar, toplumsal algıyı şekillendirme gücüne sahiptir. Bugün “dizi” diyerek geçiştirilen sahneler, yarın normal kabul edilen davranış kalıplarına dönüşebiliyor. Asıl tehlike de burada başlıyor.

Toplumun ahlakına ve aile yapısına adeta savaş açmış gibi görünen bu yapımların, prime time kuşağında hiçbir filtreye takılmadan yayınlanması ciddi bir denetim sorununu da beraberinde getiriyor.
Bu noktada Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) önemli bir sorumluluk düşüyor. Kamuoyunun hassasiyetlerini hiçe sayan, çocukların ruhsal ve ahlaki gelişimini olumsuz etkileyen sahneler karşısında sessiz kalınmamalıdır.
Ekran özgürlüğü elbette önemlidir. Ancak özgürlük, sorumsuzluk anlamına gelmez. Toplumsal değerlerle alay eden, aile yapısını zedeleyen ve çocukları korumasız bırakan içeriklerin “sanat” ya da “kurgu” kılıfıyla sunulması kabul edilemez. RTÜK’ün kısa süre içerisinde Uzak Şehir dizisine el atması, sadece bir yaptırım değil; toplum adına verilmiş bir mesaj olacaktır.
Unutulmamalıdır ki, ekranlar sadece hikâye anlatmaz; aynı zamanda değer de üretir. Hangi değeri ürettiğimiz ise, yarının toplumunu belirler.

