Hayat bazen cebimizi tartar, bazen yüreğimizi…
Kimi gün hesap kitap yaparken “Param azaldı” deriz, kimi gün şükürle “Çoğaldı” diye seviniriz. Ama bir hakikat var ki değişmez:
Paran mı azaldı? Sadaka ver.
Çünkü azlığın bereketle çoğaldığını en iyi bilenler, paylaşmayı bilenlerdir.
Paran mı çoğaldı? Yine sadaka ver.
Çünkü malın zekâtı, gönlün ferahlığıdır.
Paylaşılmayan nimet, insanın omzunda yüktür.
Biz çoğu zaman sadakayı sadece bollukta hatırlarız. Oysa dar zamanda verilen, insanın Rabbine olan güveninin imzasıdır. Azdan vermek, çoktan vermekten daha ağırdır; ama bereketi daha büyüktür.
Dertler mi çoğaldı?
İnsan bazen bir cümleye, bir duaya, bir omuza muhtaç kalır. İşte tam o anda bir kapıyı çalmak, bir gönlü sevindirmek, bir yetimin başını okşamak… Dert sandığımız yükün aslında bizi arındıran bir imtihan olduğunu hatırlatır.
Derdin mi azaldı?
Şükret… Çünkü her azalış bir lütuftur. Ama şükür sadece dilde kalırsa eksiktir. Şükrün en güzel hali yine paylaşmaktır.
Sadaka sadece para değildir.
Bir tebessüm sadakadır.
Bir güzel söz sadakadır.
Bir küskünü barıştırmak sadakadır.
Bir öğrencinin defterine katkı olmak, bir annenin mutfağına destek olmak, bir yaşlının elini tutmak… Hepsi sadakadır.
Toplum olarak zor zamanlardan geçiyoruz.
Ekonomik sıkıntılar, geçim derdi, gelecek kaygısı…
Ama unutmayalım ki bir milletin asıl zenginliği kasasındaki para değil, kalbindeki merhamettir.
Cebimiz azalabilir.
Kazancımız artabilir.
Dertler çoğalabilir ya da azalabilir.
Ama biz insanlığımızdan eksilmeyelim.
Çünkü sadaka, malı eksiltmez;
Şükür, nimeti bitirmez;
Paylaşmak, insanı küçültmez.
Ne olursa olsun,
Azken de ver…
Çokken de ver…
Dertliyken de ver…
Huzurluyken de ver…
Ve her hâlükârda şükret.
Çünkü bu dünya biriktirdiklerimizle değil,
paylaştıklarımızla hatırlayacak bizi.
Hayat bazen cebimizi tartar, bazen yüreğimizi…
Kimi gün hesap kitap yaparken “Param azaldı” deriz, kimi gün şükürle “Çoğaldı” diye seviniriz. Ama bir hakikat var ki değişmez:
Paran mı azaldı? Sadaka ver.
Çünkü azlığın bereketle çoğaldığını en iyi bilenler, paylaşmayı bilenlerdir.
Paran mı çoğaldı? Yine sadaka ver.
Çünkü malın zekâtı, gönlün ferahlığıdır.
Paylaşılmayan nimet, insanın omzunda yüktür.
Biz çoğu zaman sadakayı sadece bollukta hatırlarız. Oysa dar zamanda verilen, insanın Rabbine olan güveninin imzasıdır. Azdan vermek, çoktan vermekten daha ağırdır; ama bereketi daha büyüktür.
Dertler mi çoğaldı?
İnsan bazen bir cümleye, bir duaya, bir omuza muhtaç kalır. İşte tam o anda bir kapıyı çalmak, bir gönlü sevindirmek, bir yetimin başını okşamak… Dert sandığımız yükün aslında bizi arındıran bir imtihan olduğunu hatırlatır.
Derdin mi azaldı?
Şükret… Çünkü her azalış bir lütuftur. Ama şükür sadece dilde kalırsa eksiktir. Şükrün en güzel hali yine paylaşmaktır.
Sadaka sadece para değildir.
Bir tebessüm sadakadır.
Bir güzel söz sadakadır.
Bir küskünü barıştırmak sadakadır.
Bir öğrencinin defterine katkı olmak, bir annenin mutfağına destek olmak, bir yaşlının elini tutmak… Hepsi sadakadır.
Toplum olarak zor zamanlardan geçiyoruz.
Ekonomik sıkıntılar, geçim derdi, gelecek kaygısı…
Ama unutmayalım ki bir milletin asıl zenginliği kasasındaki para değil, kalbindeki merhamettir.
Cebimiz azalabilir.
Kazancımız artabilir.
Dertler çoğalabilir ya da azalabilir.
Ama biz insanlığımızdan eksilmeyelim.
Çünkü sadaka, malı eksiltmez;
Şükür, nimeti bitirmez;
Paylaşmak, insanı küçültmez.
Ne olursa olsun,
Azken de ver…
Çokken de ver…
Dertliyken de ver…
Huzurluyken de ver…
Ve her hâlükârda şükret.
Çünkü bu dünya biriktirdiklerimizle değil,
paylaştıklarımızla hatırlayacak bizi.