Para yetersiz kalır, makam bir yere kadar taşır, unvan rüzgâr gibidir gelir geçer… Ama sevgi, insanın iç dünyasında kök salan bir çınar gibidir; hem gölge olur, hem nefes olur, hem de ruhu besleyen sessiz bir dayanaktır.
Sevgi dediğimiz şey sadece romantik bir duygudan ibaret değildir. Bir annenin evladına bakarken içinden akan şefkattir, bir dostun zor günde omzuna koyduğu eldir, bir öğretmenin öğrencisine güven vermesidir, bir babanın sessiz fedakârlığıdır. Hatta bazen sokakta göz göze geldiğin birinin içten gülümsemesinde bile sevginin izi vardır.
İnsan sevildiğini hissettiğinde dünyayı daha başka görmeye başlar. En karanlık günlerde bile içinden “Dayanabilirim” diye bir ses çıkar. Çünkü sevgi, insana güven verir. Kendi değerini hatırlatır. “Sen önemlisin” der. Bu söz bazen telaffuz bile edilmez; bir bakışla, bir dokunuşla, bir hatır sormayla anlatılır. Ama etkisi yıllarca sürer.
Sevgi aynı zamanda insanın karakterini besler. Sevilmeyen bir insan hırçınlaşır, içine kapanır, etrafa duvar örer. Oysa sevgi gören bir insan yumuşar, merhametli olur, paylaşmayı öğrenir. Kendisine uzatılan eli bir gün başkasına uzatır. Yani sevgi, çoğaldıkça güzelleşen bir bereket gibidir.
Toplumların bile gelişmişliği, aslında insanların birbirine duyduğu sevginin ölçüsüyle anlaşılır. Trafikteki sabırda, iş yerindeki nezakette, komşunun kapını çalmasında, yaşlıya gösterilen hürmette kendini belli eder. Sevginin olmadığı yerde kavga, kin ve bencillik büyür. Oysa sevginin olduğu yerde anlaşma vardır, huzur vardır, dayanışma vardır.
Peki sevgi insanı nasıl besler?
İnsanın ruhunu doyurur…
Yorgunluğunu alır…
Umudunu tazeler…
Yalnızlığını hafifletir…
Ve en önemlisi, insanın kendisini sevmeyi öğretir.
Sevgi yaşarken harcanmaz, aksine paylaştıkça çoğalır. Bir tebessümle başlar, bir dokunuşla büyür, bir kelimeyle ömür olur. Belki de insanların en çok ihtiyaç duyduğu şey, biraz daha fazla sevilmek değil, biraz daha fazla sevebilmektir.
Bugün birine iyi bir söz söylemek, bir gönül almak, bir selamı eksik etmemek bile dünyayı daha yaşanır hale getirir. Çünkü sevgi, insanın en doğal gıdasıdır. Onu eksik etmek ruhun aç kalmasına benzer; onu çoğaltmak ise hem kendimizi hem de çevremizi beslemek demektir.

