İnsan; yalnızca bedenle değil, düşünceyle var olur.
Yaşanan her tecrübe, zihinde bir iz bırakır.
Her iz, yeni bir bağlantının temelidir.
Bu bağlantıların bütünü, insanın iç sistemini kurar.
Ve o sistemin çekirdeği zihindir.
Zihin merkezdir.
Merkez sağlam ise çevreyle kurulan bağ da sağlamdır.
Biz biliyoruz ki;
Gerçek ilişki, aynı mekânda bulunmakla değil,
aynı anlamda buluşmakla başlar.
Düşünce seviyesinde kurulmayan hiçbir bağ kalıcı değildir.
Duygular değişir, şartlar dönüşür, zaman aşındırır.
Ama zihinsel uyum, zamana karşı dirençlidir.
Bu nedenle diyoruz ki:
Bağ kurmak istiyorsak,
önce anlamalıyız.
Anlamak için dinlemeli,
dinlemek için susmalı,
susmak için egoyu terk etmeliyiz.
Zihinsel bağlantı;
aidiyetin, dayanışmanın ve birlikte var olmanın temelidir.
Bir toplumun gücü,
binalarının yüksekliğinde değil,
zihinlerinin birbirine kurduğu köprülerin sağlamlığındadır.
Fikirlerin buluştuğu yerde güven doğar.
Güvenin olduğu yerde süreklilik oluşur.
Süreklilik varsa medeniyet inşa edilir.
Biz, zihinsel bağın değerini savunuyoruz.
Çünkü bağ düşüncede başlar.
Düşünce anlam üretir.
Anlam ise insanı hem kendine hem çevresine bağlayan en güçlü harçtır.
Zihinsel bağlantı kuramayan birey,
kalabalıklar içinde yalnızdır.
Zihinsel bağlantı kurabilen toplum ise,
mesafeler olsa da dağılmaz.
İşte bu yüzden:
En uzun ve en güçlü bağlantı,
zihinsel bağlantıdır.
Ve geleceği inşa edecek olan da
aynı düşünce ufkunda buluşabilenlerdir.
25.02.2026
Mücahit Himoğlu

