Kartal her sesi duyar… Ama her sese dönüp bakmaz. Çünkü kartal bilir ki insanın baktığı yer, yönünü de kaderini de belirler.
Odaklandığın yer ya seni büyütür ya da küçültür. O yüzden kartal uçarken sadece hedefine kilitlenir; kanadının etrafında vızıldayan sinekler onun için bir tehlike değil, sadece gürültüdür.
Her toplumda, her çevrede, her işte bu sinekler vardır. Üretmezler, başaramazlar, cesaret edemezler… Ama bir vızıltıları hiç eksik olmaz. Görevleri bellidir: dikkat dağıtmak, moral bozmak, enerjini çalmak, seni kendi seviyelerine çekmek…
Acizliklerinin gürültüsü çoktur ama ağırlıkları yoktur.
Kartal, yükseldikçe sineklerin sesi daha az gelir. Çünkü yükseklik sadece rakım değil, aynı zamanda bir duruştur; karakterin, emeğin ve vizyonun toplamıdır.
Kartal bilir ki sineğin ulaşamayacağı tek yer gökyüzüdür. Bu yüzden dönüp bakmaz, hesap vermez, laf yetiştirmez. Çünkü bilir ki her cevap bir ödüldür; her ödül de değeri olana verilir.
Toplumların içinde de böyledir. Üreten, çalışan, hedefi olan insanlar kartallar gibidir. Eleştirileriyle değil, eserleriyle konuşurlar. Diğer tarafta ise dedikodu, çekememezlik ve vızıldamayla var olmaya çalışan bir kesim vardır. Onlar için asıl mesele başarı değil, başaranı rahatsız etmektir.
O yüzden kartal olmayı seçen insan bilir:
Yolun varsa, vızıldamalar bitmez.
Amacın varsa, engeller artar.
Yükseliyorsan, sesler çoğalır.
Fakat bütün bunların üzerinde duran bir gerçek vardır:
Kartallar sineklerle uğraşmaz.
Büyük işlere imza atmak isteyen, hedefi olan, kendini geliştirmek isteyen herkesin aklında tutması gereken en temel prensip budur.
Hayatın gürültüsüne kapılmadan, vızıltıya aldırmadan, omuzundaki tozu siler gibi sinekleri görmezden gelerek yoluna devam edeceksin. Çünkü odak, insanın pusulasıdır. Nereye baktığın, kimlerle yürüdüğün ve hangi sese kulak verdiğin seni ya gökyüzüne taşır ya da bataklığa sürükler.
Ve unutma…
Sinekler hep konuşur, ama gökyüzü her zaman kartallarındır.