Atilla SAMAT

Tarih: 02.01.2026 07:18

EHLIYET TICARETI VE TRAFIĞIN KANLI FATURASI

Facebook Twitter Linked-in

Sürücü kursları, tam teşekküllü bir eğitim vermek yerine adeta bir ticarethane gibi hareket ediyor: Kısa süreli direksiyon dersleri, yetersiz pratik, sınav odaklı hızlı geçiş...

 Sonuç? Trafikte deneyimsiz, kurallara tam hakim olmayan sürücüler ve her yıl binlerce cana mal olan kazalar.


Peki neden böyle?
İlk büyük sorun, eğitimin niteliği. Özellikle motosiklet ehliyetlerinde uzmanlar açıkça söylüyor: Verilen eğitim yetersiz. Motosikletin dinamikleri, denge, acil durum tepkileri gibi kritik beceriler yeterince öğretilmiyor.

 Eskişehir'de sadece 2025 yılında motosiklet kazaları yüzde 18 artarak 1594'e ulaştı, 1847 kişi yaralandı. Uzmanlar, "Temelden yetersizlik sürücü kurslarında var" diyor.

 Otomobil ehliyetlerinde de durum farklı değil: Zorunlu direksiyon saati sınırlı, akan trafikte gerçek deneyim kazandırılmadan sınav geçmeye odaklanılıyor.


İkinci neden, ticari baskı. Kurslar kontenjan doldurmak, hızlı sertifika vermek için kaliteden ödün veriyor. Teorik dersler formalite, direksiyon eğitimi ise "sınavı geçirecek kadar". Acemilik, dikkatsizlik, hatalı manevra gibi insan kaynaklı hatalar, trafik kazalarının yüzde 90'ından fazlasının sebebi. Aşırı hız, alkol, kurallara uymama da cabası. Türkiye'de her yıl on binlerce kaza, yüzlerce ölüm... Ve bu tabloda sürücü eğitiminin payı inkâr edilemez.


Nazım Hikmet'in dizeleri gibi:
"Yaşamaya dair


Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın..."
Trafik de şakaya gelmez. Bir anlık dikkatsizlik, bir ömür boyu pişmanlık bırakıyor.


Üçüncü sorun, denetim eksikliği. Stajyer ehliyet uygulaması var ama yeterli değil. Yeni sürücüler 2 yıl boyunca daha dikkatli olmalı, puan birikimi ehliyeti iptal etmeli. Ama eğitim temelden zayıf olursa, stajyerlik de yetmiyor. Psikoteknik değerlendirme, ileri sürüş teknikleri gibi ek zorunluluklar getirilmeli – özellikle motosiklet ve ticari araçlarda.
Sonuçlar acı: Ölümlü kazalar, yaralanmalar, ailelerin yıkımı. Çocuklar yetim kalıyor,

 engelliler artıyor. Bu sadece istatistik değil; her rakam bir can, bir hayat.


Ama çözüm mümkün. Kurslar gerçekten eğitim kurumu gibi davranmalı: Daha uzun direksiyon pratiği, simülatör kullanımı, defansif sürüş eğitimi. Denetimler sıkılaşmalı, ticari kaygı ikinci planda kalmalı. Sürücü adayları da sorumluluk almalı: Acele etmeden, yeterince pratik yaparak ehliyet almalı.


Unutmayalım; ehliyet bir ayrıcalık, ama sorumluluğu büyük. Yollarda can taşımak, ciddiyet ister.


Orhan Veli'nin o içten dizeleriyle:
"Bir eliyle dünyayı tutuyor
Öbür eliyle beni..."


Trafikte de birbirimizin hayatını tutuyoruz. Dikkat edelim, birbirimizi koruyalım.
Kalın sağlıcakla
Atilla Samat


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —