Erzurum Kongre Binası bugün “depreme dayanıksız” denilerek kapatıldı.
Kâğıt üzerinde teknik, pratikte ise siyasi bir tercihle karşı karşıyayız.
Kimse aklımızla alay etmesin.
Bu bina dün sağlamdı da bugün mü çürüdü?
2013 yılında TBMM araştırmalarında “olumsuz görüş yok” denilen yapı, hangi bilimsel mucizeyle bir gecede tehlikeli ilan edildi?
Deprem mi değişti?
Mühendislik mi değişti?
Yoksa niyet mi?
Bu karar idari değil, ideolojiktir.
Bu karar güvenlik değil, hafıza yönetimidir.
Bu karar, Erzurum’un tarihine vurulmuş bir sansürdür.
Erzurum Kongresi sıradan bir toplantı değildi.
O kongrede bir millet ayağa kalktı.
O binada manda ve himaye reddedildi.
O salonda Ankara’dan önce milli irade konuştu.
Şimdi o iradeyi “depreme dayanıksız” diyerek susturuyorsunuz.
Eğer mesele gerçekten güvenlik olsaydı, çözüm belliydi:
Güçlendirirdiniz.
Restore ederdiniz.
Gece gündüz çalışırdınız.
Ama siz ne yaptınız?
Kapattınız.
Çünkü kapatmak kolaydır.
Çünkü tarih rahatsız eder.
Çünkü Erzurum’un dik duruşu bazılarını ürkütür.
Bu karar Erzurum’un imajına değil, onuruna saldırıdır.
Bu karar, “Erzurum Kongresi” adını turistik bir tabelaya indirgeme çabasıdır.
Bu karar, geçmişi olan bir şehri hafızasızlaştırma operasyonudur.
Buradan açıkça soruyoruz:
Bu raporu kim hazırladı?
Hangi akademik kurul imzaladı?
Neden kamuoyuna şeffaf şekilde açıklanmıyor?
Unutmayın:
Bir milletin hafızası kapatılırsa, öfkesi açılır.
Her işi işledik, geriye bir tarih kaldı;
Şimdi onu da bahanelerle kapatıyorsunuz.
Ama bilin ki:
Erzurum Kongresi kapatılmaz.
Erzurum susturulmaz.
Tarih kilit tutmaz.
Ve bu millet,
hafızasına uzanan eli affetmez.