İmza İşimizdir: Bir mimarın çizdiği eserdeki detay, bir öğretmenin öğrencisinin hayatına dokunuşu, bir esnafın dürüstlüğü, bir annenin sevgisi... Bunların hepsi, kişinin dünyaya attığı, silinmez ve taklit edilemez birer imzadır.
Başarımız, hatalarımız, vicdanımız ve duruşumuz... her biri, yaşam defterine titizlikle atılmış birer mürekkep izidir.
Makam ve Mevki Ötesi:
Makamlar, mevkiler ve unvanlar gelip geçicidir. O koltuklarda atılan resmi imzalar, o makamın yetkisini temsil eder. Ancak asıl olan, o makamda gösterilen insanlık, adalet ve hizmet anlayışıdır. İnsan, makamdan ayrıldığında geride bıraktığı itibar ile hatırlanır. İşte o itibar, kişinin gerçek ve kalıcı imzasıdır.
Kendi Özümüz:
Gerçek imza, bir kağıt parçasına atılan bir sembol olmaktan öte, kişinin değerler bütünüdür. O imza, "Ben buyum ve yaşamda bıraktığım iz budur" demenin en dürüst yoludur. Başkalarının beklentilerini kopyalamak yerine, kendi özgünlüğümüzü, samimiyetimizi ve duruşumuzu ortaya koyduğumuz an, en güçlü imzayı atmış oluruz.
Bir insanı gerçekten tanımak istiyorsanız, makamına değil, yüreğine bakın; sözlerine değil, eylemlerine bakın. Çünkü insanın imzası, yaşadığı hayatın ta kendisidir.