Herkesin hoca kesildiği bu platformlarda, kendini din bilgini sanan kişiler, hadisleri çarpıtarak ya da tamamen yok sayarak yorumlar yapıyor.
Birileri bir hadisi bağlamından koparıp günümüz modasına uyduruyor, başkaları ise aynı hadisi hiç yokmuş gibi davranıp kişisel hikayelerle dini yeniden kurguluyor.
Bu tutarsızlıklar arasında kalan insanlar, kafaları karışmış bir halde dinden soğuyor; çünkü birinin kesin günah dediğine diğeri mubah diyor, hatta dini masal gibi anlatıp eğlenceye dönüştürüyor.
Özellikle hadisler bu kaosun en büyük mağduru. Binlerce yıllık kaynaklardan gelen sahih hadisler, sosyal medyada kısaltılıp, kesilip biçilip, bazen de uydurma eklemelerle paylaşılıyor.
Bir paylaşımda bir hadis sertçe eleştirilirken, başka bir hesapta aynı hadis yok sayılıyor veya "o zamanlar öyleydi, şimdi değişti" diye hikayeleştiriliyor.
Bu yaklaşım, dinin özünü bozuyor; çünkü İslam, kişisel yorumlara değil, sağlam kaynaklara dayalı bir sistem. Gençler bu videolara, kısa kliplere maruz kaldıkça, dini bir oyun gibi algılıyor, derinlikten uzaklaşıyor.
Sonuçta inançlar sarsılıyor, ibadetler terk ediliyor, manevi bir boşluk oluşuyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu alana yeterince hakim olmaması ise yarayı derinleştiriyor.
Resmi otorite, sosyal medyada yayılan bu çarpıtmaları, hikayeleştirmeleri ve sahte fetvaları etkili biçimde denetleyemiyor veya düzeltemiyor.
Kurumun sessiz kalması, sahte hocaların alanını genişletiyor; çünkü insanlar doğru bilgiye ulaşmak yerine en çok izlenen, en eğlenceli anlatımı tercih ediyor.
Eğer Diyanet daha aktif olsa, resmi hesaplar üzerinden tutarlı açıklamalar yapsa, eğitim içerikleri üretse, bu kaos büyük ölçüde önlenebilirdi. Ne var ki mevcut durumda, herkes kendi fetvasını veriyor, toplumun güveni sarsılıyor.
Bu kaosun sonuçları çok ağır: İnsanlar dini pratikleri sorguluyor, hatta bırakıyor. Özellikle genç nesil, tutarlı bir rehber bulamayınca maneviyattan uzaklaşıyor. Toplumda ahlaki değerler erozyona uğruyor; din, şov malzemesine, kişisel hikaye anlatımına dönüşüyor.
Milli birlik ve manevi yapımız da bundan zarar görüyor, çünkü din toplumun en güçlü bağlarından biri.
Artık bu duruma dur demek şart. Diyanet, sosyal medyada daha görünür ve etkili olmalı; doğru kaynakları teşvik etmeli, çarpıtmaları ifşa etmeli.
Bireyler de paylaşımları sorgulamalı, güvenilir ilim ehline yönelmeli. Aksi takdirde sahte hocaların ve hikayecilerin yarattığı bu fırtına, toplumun manevi iklimini tamamen bozacak.
Helal olsun diyecek bir nesil için, bugün harekete geçmek zorundayız Kalın sağlıcakla
Atilla SAMAT